Uzun bir sessizlikten sonra tekrar merhabalar.

Bu sessizliğe; taşınma, sonu iyi biten bir hastane macerası, bol yolculuk, onlarca düğün çekimi ve güzel bir tatil sıkıştırdım. 🙂

Tabi ki tüm bu saydıklarım içinde sizinle paylaşmak istediğim şey; o şahane Bozcaada tatili olacak. Tatil, yemek, alışveriş vs. gibi bir çok konuda gideceğim yer ile ilgili önceden bilgi almak adına interneti talan eden biri olarak, deneyime dayalı bu tip bilgilendirici paylaşımları çok yararlı buluyorum.

boz1

Öncelikle tavsiyem adaya bayram, festival vs gibi özel günlerin dışında gitmeniz. Biz bayram öncesi gidip ikinci günü sorunsuz şekilde döndük. Fakat ada sakinlerinden dinlediklerimize göre bu tip özel günlerdeki muazzam kalabalıktan kaynaklanan konaklama , erzak (!), ve ulaşım sıkıntısı yaşanabiliyor. Ve bizler gibi tatil anlayışınız “sakinlik” ve “keşif” üzerine kuruluysa bu kalabalık sizi hiç memnun etmiyor emin olun.

Gitmeden evvel mutlaka konaklayacağınız mekanı kesinleştirin zira genelde yer bulunmuyor. Bir çok mekan rezervasyon sistemi ile çalışıyor. Hele ki belirttiğim gibi özel günlerin kalabalığına yakalanırsanız, bankta sabahlamanız çok mümkün. Adaya tek ulaşım yolu olan feribotta da yine aynı şekilde rezervasyon sistemi uygulanıyor. Tabi adaya aracınızla geçmek istiyorsanız. Aracınızı Geyikli iskelesinin hemen yanındaki boş alanlara da bırakabilirsiniz fakat uzun süreli konaklamalarda aracınızın güvenliği açısından pek sağlıklı olmayacaktır. Paralı otopark da vapur ücretinden kat kat fazla olacağı için anlamsız. Adada genel olarak park sorunu yok, bu nedenle en güzeli gidiş-dönüş 75 lira olan arabalı vapur ücretini vererek adaya ulaşabilirsiniz. Bu noktada yine tavsiyem; biletinizle birlikte size verilen rezervasyon numarasını daha giderken arayıp dönüş için yerinizi ayırtın ki endişelenmeden rahat bir tatil geçirin.

boz4

Evet. Adaya ayak bastık nihayet. Öncelikle adanın muazzam oksijeni karşılıyor sizi ve çok tatlı bir uyku sunuyor. Nem yok, sürekli esen serin ama güzel bir rüzgar, yürürken kendi adımlarınızı duyduğunuz sokaklar… Dedim ya tam bir ütopya…

Ütopya benzetmemin asıl sebebi ise; ada sakinlerinin mutluluğu. Restaurant sahibi, bakkalı, pazar satıcısı, ekmek alan amca, kapı önünde oturan teyze… Hepsi mutlu ve gülümsüyor… Anahtar kelime bu evet; gülümsemek… 🙂 Adada yürürken hiç tanımadığınız bu insanlar size günaydın, iyi akşamlar, iyi bayramlar deyip gülümsüyorlar…  Bizim o büyük şehirlerde, okullarda öğrendiğimiz iletişimi tekrar öğretiyorlar…

Adanın merkezi çok ufak. İhtiyaç duyduğunuz her şeye (yemek, market, pazar gibi) yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. Tabi mümkünse tavsiyem adaya bisikletinizi de götürmeniz yönünde. Böylelikle yürüme mesafesinde olmayan merkez dışındaki yerleri rahatlıkla keşfedebilir bisiklet kiralama ücretinden kurtulmuş olursunuz.

boz7

Bir çok farklı bölgede denize girmiş biri olarak söyleyebilirim ki; suyu çok soğuk. 🙂 Denize girmeden evvel rüzgarın durumunu öğrenmelisiniz. Lodos esiyorsa doğudaki, poyraz esiyorsa güneydeki koy ve plajları tercih edin. En çok tercih edilen Ayazma Plajı ve Akvaryum Koyu’na ancak aracınızla veya minibüsle ulaşım sağlayabilirsiniz.

Ada içinde özel araç trafiği kısa zaman önce yasaklanmış. Adaya aracınızla geçtiyseniz, kolay çıkabileceğiniz bir park yeri bulmalısınız. Yoksa bizim gibi, düzensiz park eden araçlar yüzünden aracınızı yerinden oynatamazsınız ve plaja ulaşım için minibüs saatlerini kovalarsınız.

boz3

Ne şanslıyız ki adada konaklayabileceğimiz en sıcak yeri bulmuşuz. Bu şirin konuk evinin; birbirinden tatlı sahipleri (Ahmet Bey ve Talin hanım), 3 güzel ve butik odası, muazzam kahvaltıları, enfes ıslak kurabiyeleri ve kilo aldırmayan pişileri var… Dilerim siz de yemekten tutun denize alışverişe kadar bir çok konuda eşsiz tavsiyeler veren, tatlı dilli, hoş sohbetli ve böyle güzel kalpli insanlara rastlarsınız. Ya da çok aramadan direkt Ayana Konuk Evi’ne gidebilirsiniz. 🙂

Son olarak yemek demişken; Tayyare Pizza’da Ada pizzayı ve Çiçek Dondurma‘da Muz – Bal – Badem‘li dondurmayı yemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Şirin mi şirin ve son derece güler yüzlü olan sevgili Zeynep Aksu‘nun Cam Atölyesi‘ne mutlaka uğrayın. Mümkünse şarap ve zeytinyağı almadan adadan dönmeyin. Ayrıca ada müzesini kesinlikle gezmelisiniz. Biz nostalji delileri için klasik bir müze gezisinin çok ötesinde sürpriz ve eğlenceli bir durak oldu. 🙂

boz5

Geç de olsa bu ütopyayı yaşayabildiğim için şanslıyım. Umarım ada turizm akınına yenik düşerek bakirliğini ve bu iyilik halini kaybetmez. Tüm bunların yanında Bozcaada hayatımın en özel ve anlamlı “evet“ine şahit olduğu için de her daim gönlümde ayrı bir yere sahip olacak 🙂

Keşfedilecek daha çok yer var… Gezin, görün, tadın, sevin ve paylaşın…

Bol renkli kadrajlar…

Sevgiler… 🙂

NOT: Dilerseniz çektiğim diğer ada fotoğraflarını kişisel intagram hesabımdan inceleyebilirsiniz.

@bendenizler

https://instagram.com/bendenizler/